3 Ağustos 2011 Çarşamba

Amsterdam Sonrası

DSC04218

Ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı. Mevsimler gelmiş geçmiş. Aylar birbirini kovalamış. Bu zaman içersinde hayatımızda çok fazla değişmedi aslında. Sadece eşimle bol bol gezdik yine. Önce Almanya'ya gittik yine eşimin abisi ve eşiyle. Ardından da hep görmek istediğimiz Amsterdam'a.

DSC04117

Gitmeden önce yaptığımız net araştırmalarında kimi seviyordu kimi de görülecek pek bir yer yok diyordu Amsterdam için. Bir kez daha anladık ki aslında ne bulmak istediğimizle alakalı beğenip beğenmememiz. Biz eşimle bayıldık bu şirin ve romantik kente. Havasıyla, suyuyla, kültürüyle, insanıyla büyüledi bizi.

DSC04056

Amsterdam'a yakın olan balıkçı kasabalarını da unutmadık tabi ; Marken ve Volendam. Siz siz olun Volendam'da Harig denilen o ekmek arası tütsülenmiş balığı yemeyin. Amanııın sakın haa!!
Ayrıca araba kiralayıp günübirlik bir de Düsseldorf yaptık.

Gitmeyi düşünenler için kısacık hemen bahsedeyim;

Casa 400 otel'de kaldık. Amstel Station'a yürüme mesafesi 5 dk. 6 no'lu tramvayda geçiyor. Çok merkezi sayılmaz ama metro ve tramvay bağlantısıyla her yere çok yakın. Temiz bir otel.Biz memnun kaldık.

Ulaşım inanılmaz rahat.Her adım başı tramvay durağı mevcut. Biz tur'suz gittik her zamanki gibi. Elimizde harita kendimiz keşfettik.

Yemek konusunda ise hiç zorlanmadık.Zincirler sağolsun Burger King, KFC hatta Koşebaşına bile gittik Amsterdam'da. Orda bile adana kebabımızdan vazgeçmedik.

Bolca alışveriş yaptık. Hatta eşimi kızdırcak boyutlarda diyebilirim. Neyseki anlayışlı davranarak her köşedeki H&M'de beni bekledi saolsun.

21 Ocak 2011 Cuma

Bu kotu istiyorum!!!

H&M'nin yeni sezondaki bu kotuna bayıldım. Tam sevdiğim gibi rahat ve şık. Kışı bir türlü yaşayamadığımız İzmir için ideal.

Bu arada neler yaptığıma dair güzel mailler alıyorum. Son bir kaç aydır oldukça yoğunum diyebilirim. Koşturmaca içinde yaşıyorum. Günler nasıl geçiyor anlamıyorum. Bazı sağlık sorunlarım oldu çok şükür daha iyiyim.

Bebek henüz yok. Niyet var ama :)) Kısmet artık. Yakın bir zamanda yine eşimle yollara düşeceğiz. Bu sefer yine Almanya ve kısa bir İsviçre turu yapacağız. Kışın en çok yakıştığı iki ülke şimiden beni heyecanlandırıyor.

Alan adımı yine blogspot yaptım çünkü siteye ulaşılamadığına dair mailler gelince böyle bir çözüm buldum. Başka türlüsünü beceremedim de.

Bundan böyle elimden geldiğince sık yazmaya çalışacağım.Umarım başarırım.

26 Kasım 2010 Cuma

Geçmiş Bayram ( Floransa)

DSC03691

Bayram geldi geliyor derken üzerinden bir hafta bile geçti. 9 gün olması sebebiyle birçoğumuz tercihini yurtdışından yana kullandı. Bizde eşimle uzun süredir hayalini kurduğumuz Toscana turumuzu yaptık. Herhangi bir tur almadan kendi imkanlarımızla uçağımızı ve otelimizi ayarlayıp soluğu Floransa'da aldık. Daha önce orda yaşadığım için hiç zorluk yaşamadık.

DSC03696

Pisa kulesinde klasik pozlar verdik. Verenlerle de dalga geçtik. Şehirde güzel bir yürüyüş yaptık. Vitrinleri izledik.

DSC03786

Arno nehri üzerindeki kısacık köprülerde öylece durup şehri izledik. Hava bizden yanaydı. ne çok soğuk ne de sıcaktı. Bahar gibiydi nerdeyse. 7 yıl geçmesine rağmen hiçbirşeyin değişmediğini görmek şaşırtıcıydı. Halbuki bizim ülkemizde ne çok şey değişiyor.

DSC03925

Siena'ya gitmeyi de ihmal etmedik. Nasıl da güzeldi daracık sokaklar. Meşhur Palio yarışlarının yapıldığı Il Campo meydanında capuccino'larımızı yudumlarken insanları izledik. İtiraf ediyorum Siena çok soğuktu. Donduk hatta. Ama gittiğimize değdi. Floransa'ya kadar gitmişken uğramadan dönmeyin. Santa Maria Novella istasyonundan sürekli tren var. Yolculuk nerdeyse 1 saat sürüyor. Trenden indiğinizde şehir merkezine giden otobüslere biniyorsunuz. ve ta taam Il Campo'ya çok yakınsınız. Dar sokaklardan sonra meydana ulaşıyorsunuz.

İtalya yine çok güzeldi. Alışverişler yapıldı. Yeni sezona dair notlar alındı. Sanırım giyinmek üzerine İtalyanlardan alacağımız daha çok ders var. Bu kadar yaratıcı kombinler karşısında gerçekten çok etkilendim. Sokak modası almış başını gitmiş.

Şimdilik Floransa notları bu kadar. Neler mi aldım az sonra :))

25 Kasım 2010 Perşembe

Kasım Bitmeden "Nuxe" lanın!!



Nuxe markasını eminim birçoğunuz duymuşsunuzdur. Özellikle elit eczanelerde standını mutlaka görmüşsünüzdür. Benimde açıkçası uzun süredir aklımdaydı Nuxe ürünlerini incelemek. Ve incelemeye başladığımda aslında ne kadar geç kaldığımı anladım çünkü gerçekten de ihtiyaçlarımı bir çok açıdan karşılayacak ürünler sunuyor.

Özellikle genç ciltler için ilk yaşlanma etkilerini yumuşatmaya yönelik serisi benim oldukça ilgimi çekti. Özellikle Kasım ayında cazip bir kampanya sunuyor.

Eğer siz de ilgileniyorsanız hemen anlatıyorum;

Nuxe’ün, cildinizi güzelliğe hazırlayan 3 Gül, tüm ciltleri temel ihtiyacı olan neme doyuran Creme Fraiche, 25 yaştan itibaren oluşmaya başlayan ilk kırışıklık belirtilerine karşı bakım sağlayan Nirvanesque, karma ve yağlı ciltlerin problemlerine karşı doğal bakım sunan Aroma Perfection serileri, şimdi kasım ayı boyunca temizleyici hediyeli. Bu serilerden herhangi bir ürün aldığınızda, 3 Gül Temizleme Suyu ya da 3 Gül Temizleme Köpüğü’nden birini yanında hediye olarak seçebilirsiniz.



İşte size hediye olarak verilecek olan temizleyici hakkında şaşırtan bilgiler;
İçeriğinde bulunan kırmızı, siyah ve beyaz güllerden adını alan 3 Gül Serisi, yüz ve göz bölgesi için üstün temizleyici etkisi gösteren mükemmel bir seri. 3 Gül Serisi makyaj temizleyici olarak kullanılan temizleme suyu ve köpüğüne ek olarak, ultra yumuşak makyaj temizleme sütü, ferahlatıcı ve yumuşatıcı tonik losyon, mekanik peeling sağlayan nazik arındırıcı, nazik temizleyici ve arındırıcı maske gibi ürünleri de içeriyor. Hassas ciltler dahil tüm cilt tiplerinde rahatlıkla kullanılabilen 3 Gül Serisi, diğer Nuxe serilerinde olduğu gibi doğal içeriği ile dikkat çekiyor, paraben ve fenoksietanol içermiyor.

Nuxe’ün “Genç Cilt Kampanyası”nın hediyesi olan 3 Gül Temizleme Suyu, yüz ve gözler için ultra makyaj temizleyici olarak kullanılırken cildin pH dengesini de koruyor. Alkol ve suni parfüm içermeyen ürün, %90 oranında gül çiçeği suyu, yeşil çay özü, kırmızı, siyah ve beyaz gül gibi doğal içeriklerden oluşuyor. 3 Gül Temizleme Köpüğü ise yine %81 oranında doğal içeriklerden oluşuyor. Nemli yüze sabah ve akşam uygulandığındayüzü etkili bir şekilde temizliyor.



Ben denemek için sabırsızlanıyorum. Umarım sizde dener ve görüşlerinizi benimle paylaşırsınız. Eskiden annelerimiz yüzünü gül suyuyla temizlerdi. Şimdi ise Nuxe bizler için daha fazlasını yapıyor ve çok daha iyi formüle edilmiş ürünlerle bizi şımartıyor.

2 Kasım 2010 Salı

BIODERMA Cilt Bakım Kremleri

DSC03622

Ne kadar uzun zaman olnuş yazmayalı. Yaz bitmiş sonbahar geçmiş hatta kış bile gelmiş. Çekirdek ailemizde herşey çok şükür yolunda. Keyfimiz pek yerinde. Hazır bu aralar pek bir koşturmam yokken aklımdaki tavsiyelerimi paylaşmak istedim. Oldukça hassas ve kuru olan cildim havaların ısınmasıyla birlikte biraz naz yapmaya başladı. Pul pul dökülmeler ve kızarıklık en çok şikayet ettiğim noktalar. Bu sebeple biraz araştırma yaptıktan sonra hemen bir eczaneye gittim ve bir uzman tavsiyesi aldım. Yıllardır kullandığım kozmetik markalarından sonra şimdi dermokozmetik'e geçmiş bulunmaktayım. Ve karşınızda BIODERMA ailesi.
DSC03619

Cidim hassas ve aynı zamanda kuru olduğu için temizleme sütü için Hydrabio, tonik olarakta kullanabileceğim temizleme suyu olarakta Sensibio serisinden aldım.

DSC03620

Nemlendirici olarak yine Hydrabio serisinden Serum, ve her mevsim mutlaka kullanılması gereken yüksek koruma faktörlü ve tinted yani hafif ten rengi olan cildi yatıştırıcı özelliğe sahip nemlendiricisini tercih ettim.

DSC03621

Hassas göz çevresi için yine Sensibio serisinden faydalandım. Aynı zamanda sabah akşam kullanacağım kılcal damarları tedavi edici özelliğe sahip AR kremini aldım.
Şimdilik pek bir memnunum. Umarım havalar daha da soğuduğunda cildim eskisi kadar zarar görmez.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Ece Erken Yeni Saç Rengi



Twitter hayatımıza girdiğinden beri magazin yeni bir boyut kazandı ne dersiniz. Magazin sitelerinde ya da gazetelerde okuduğumuz haberlerin doğrusu ünlülerimiz tarafından anında jet hızıyla yalanlanıyor. Dahası kimi kuaförden, kimi tatilden, konserden anında tweet atıyor, resim yüklüyor. Ünlüler için hayranlarıyla bu kadar vıcık vıcık olmak iyi midir bilmiyorum. Çünkü artık gizem denen şey kalmadı. Haklarında çok şey biliyoruz artık.

Bu kadar çok bilmek maalesef her zaman iyi olmuyor. Mesela ben bu kızı tweeter'dan önce severdim. Akıllı kız derdim. Fakat tweet'lerini okumaya başladıktan sonra fena halde soğudum. Nasıl ki bloglarda artık heryerde aynı konu başlıkları yer alıyorsa aynı kısır döngü tweeter için de olmaya başladı. Bakın bugün ne giydim, yedim içtim hatta yeni saçım vs.

Eleştirmek bir yana yinede hayatımızda bu tarz eğlencelerin olması da hoşuma gitmiyor değil.

Gelelim konumuza yeni saç imajım dediği uzun ve sarı saç. Nesi yeni ben anlamadım. klasik ECe Erken Style işte :))

24 Ağustos 2010 Salı

Naciye Teyze Konağı'nda Size Özel İndirim :)

Bir süredir rahatsız olduğum için blogumla ilgilenememiştim. Bir önceki yazımdan dolayı nazar değdi sanırım.

Naciye Teyze'nin büyük oğlu Ahmet Bey blogumun okuyucularına özel %10 indirim uygulayacaklarını belirtmiş. Yanlız bir şartla blogumdan size 1 soru sorarak. Tek yapmanız gereken blogumun selamını söylerek indirim rica etmeniz.

Şimdiden afiyet olsun. Bu fırsatı değerlendirin.

Ahmet Bey'e bir kez daha nezaketinden dolayı teşekkür ederiz.

Naciye Teyze Konağı ile ilgili yazım burada

www.naciyeteyze.com